Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL / Sivas

Pek çok kişi romantik ilişkilerinde benzer sorular sormaktadır:

Bu yazıda ilişki içinde kendini kaybetme; duygusal yoksunluk, terk edilme korkusu, kendini feda, boyun eğicilik, onay arayıcılık ve sınır koyma güçlüğü çerçevesinde ele alınmaktadır.

Kısa Özet

Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin bütün farklılıklarını ortadan kaldırarak tek kişiye dönüşmesi değildir. Yakınlık kurarken kişinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını, değerlerini ve sosyal yaşamını koruyabilmesi gerekir.

Bazı kişiler ilişki devam etsin diye kendi isteklerini geri plana atabilir, partnerinin duygularını düzenlemeyi görev edinebilir ve çatışmadan kaçınmak için sürekli uyum gösterebilir. Kısa vadede bu tutum ilişkiyi koruyor gibi görünse de uzun vadede yorgunluk, kırgınlık, değersizlik ve yalnızlık yaratabilir.

Şema terapi açısından bu örüntü; kendini feda, boyun eğicilik, duygusal yoksunluk, terk edilme, kusurluluk ve onay arayıcılık şemalarıyla ilişkili olabilir.

“Ayrılık acısının en önemli nedenlerinden biri, birçok insanın ilişki içinde zamanla ‘biz’ olabilmek uğruna ‘ben’ olmaktan uzaklaşmasıdır. ‘Biz’ dağıldığında ise geriye sığınılacak güçlü bir ‘ben’ kalmayabilir.”

— Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL

İlişkide Kendini Kaybetmek Ne Anlama Gelir?

İlişkide kendini kaybetmek, yalnızca partneri çok sevmek veya fedakârlık yapmak değildir. Kişinin ilişkiyi sürdürebilmek için kendi ihtiyaçlarıyla, sınırlarıyla ve kimliğiyle temasını giderek azaltmasıdır.

Bu durum günlük yaşamda şöyle görülebilir:

İki kişinin zaman zaman birbirine uyum sağlaması doğaldır. Sorun, uyumun karşılıklı olmaktan çıkıp kişinin kendi benliğinden sürekli vazgeçmesine dönüşmesidir.

“Biz” Olmak ile “Ben” Kalmak Birbirine Zıt mıdır?

Sağlıklı ilişkide “ben” ve “biz” birbirinin rakibi değildir.

“Ben” alanı; kişinin kendi düşüncelerini, ihtiyaçlarını, değerlerini, arkadaşlıklarını, hedeflerini ve sınırlarını içerir. “Biz” alanı ise ortak kararları, yakınlığı, paylaşımı, sorumluluğu ve ilişkinin ortak yaşamını kapsar.

Sağlıklı bir ilişkide kişi:

İlişki yalnızca “biz”den oluştuğunda yakınlık, zamanla bağımlılığa dönüşebilir. Yalnızca “ben”den oluştuğunda ise duygusal mesafe artabilir. Amaç, iki alan arasında esnek bir denge kurabilmektir.

Şema Terapiye Göre İlişkide Kendini Kaybetmek

Şema terapi yaklaşımında çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan bazı öğrenmelerin, yetişkinlikte yakın ilişkileri etkileyebileceği düşünülür. Kişi bugün farklı bir partnerle birlikte olsa bile geçmişten tanıdığı duyguları yeniden yaşayabilir.

1. Kendini Feda Şeması

Kendini feda örüntüsünde kişi, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından daha önemli görebilir.

Kişinin zihninden şu düşünceler geçebilir:

Bu kişiler çoğu zaman anlayışlı ve destekleyici görünür. Ancak fedakârlık özgür bir seçim olmaktan çıkıp sevgiyi kaybetmemenin bedeline dönüştüğünde kişi içten içe yorulabilir ve karşılık görmediğinde yoğun kırgınlık yaşayabilir.

2. Boyun Eğicilik Şeması

Boyun eğicilik şemasında kişi; öfke, eleştiri, reddedilme veya terk edilme korkusu nedeniyle isteklerini bastırabilir.

Kişi çatışmayı önlemek için susabilir; ancak söylenmeyen ihtiyaçlar ortadan kalkmaz. Zamanla biriken kırgınlık, ani öfke patlamalarıyla veya duygusal uzaklaşmayla ortaya çıkabilir.

3. Duygusal Yoksunluk Şeması

Duygusal yoksunluk şemasında kişi, ihtiyaç duyduğu ilgi, anlaşılma, korunma veya duygusal yakınlığın karşılanmayacağına inanabilir.

Bu nedenle duygusal açıdan mesafeli kişilere yönelebilir, çok az ilgiyle yetinebilir veya ihtiyacını söylemek yerine karşı tarafın kendiliğinden anlamasını bekleyebilir.

İlişkide şu düşünceler görülebilir:

Kişi ilişki içindedir; fakat görülmediğini, duyulmadığını ve duygusal olarak yalnız kaldığını hissedebilir.

4. Terk Edilme Şeması

Terk edilme şemasında kişi, yakın olduğu insanların bir gün uzaklaşacağına veya ilişkinin aniden biteceğine dair yoğun bir beklenti taşıyabilir.

Partnerin geç cevap vermesi, yalnız kalmak istemesi veya önceki kadar ilgili görünmemesi güçlü bir tehdit gibi algılanabilir. Kişi ilişkiyi kaybetmemek için daha fazla mesaj atabilir, sürekli güvence isteyebilir, kendi sınırlarından vazgeçebilir ya da tam tersine terk edilmeden önce kendisi uzaklaşabilir.

Burada temel güçlük yalnız kalmak değil, kişinin ilişki olmadan kendisini taşıyamayacağına inanmasıdır.

5. Onay Arayıcılık Şeması

Onay arayıcılık örüntüsünde kişi, kendi değerini büyük ölçüde partnerinin ilgisine ve değerlendirmesine göre belirleyebilir.

hissedebilir.

Bu durumda ilişki, iki kişinin birbirini tanıdığı bir alandan çok kişinin kendi değerini sürekli kanıtlamaya çalıştığı bir sınava dönüşebilir.

6. Kusurluluk ve Utanç Şeması

Kusurluluk şemasında kişi, gerçek hâliyle tanınırsa sevilmeyeceğini düşünebilir. Bu nedenle daha uyumlu, daha güçlü, daha neşeli veya daha sorunsuz görünmeye çalışabilir.

Ancak kişi kabul görmek için sürekli rol yaptığında, sevildiğinde bile şu soruyla karşılaşabilir:

“Beni mi seviyor, yoksa ona gösterdiğim kişiyi mi?”

Bu şüphe, yakınlığın içinde bile yalnızlık yaratabilir.

Neden Duygusal Olarak Mesafeli Partnerlere Çekilebiliriz?

İnsan zihni her zaman iyi olanı değil, tanıdık olanı güvenli sanabilir.

Çocuklukta sevgiye ulaşmak için beklemek, çabalamak, uyum sağlamak veya ebeveynin ruh hâlini takip etmek gerekmişse yetişkinlikte duygusal olarak mesafeli bir partner tanıdık gelebilir. Kişi bu defa yeterince sever, sabreder veya doğru davranırsa geçmişte alamadığı sevgiyi kazanacağını düşünebilir.

Şema kimyası olarak adlandırılan bu durum, güçlü çekimin her zaman sağlıklı uyum anlamına gelmediğini gösterir. Bazen yoğun çekim, güvenli bir bağdan çok eski ve tanıdık bir yaranın yeniden tetiklenmesidir.

Bu nedenle şu soru önemlidir:

“Bu kişi bana iyi geldiği için mi güçlü biçimde çekiliyorum, yoksa bende tanıdık bir eksikliği harekete geçirdiği için mi?”

İlişkide Neden Sürekli Daha Çok Çabalayan Taraf Olurum?

Kişi sevginin kendiliğinden sunulan bir bağ değil, kazanılması gereken bir ödül olduğunu öğrenmiş olabilir.

Bu durumda:

Oysa bir ilişkinin sürmesi yalnızca bir kişinin sabrına, anlayışına ve emeğine bağlıysa orada karşılıklılıktan söz etmek güçleşir.

Sevgi emek ister; fakat kişinin kendisini tüketmesini istemez.

Sınır Koyduğumda Neden Suçlu Hissediyorum?

Bazı kişiler için sınır koymak, yalnızca bir ihtiyacı ifade etmek değildir. Zihinde bencillik, sevgisizlik, nankörlük veya terk edilme riskiyle eşleşebilir.

Kişi “Bugün yalnız kalmak istiyorum” dediğinde bile şunları düşünebilir:

Suçlu hissetmek, koyulan sınırın yanlış olduğunu kanıtlamaz. Bazen bu duygu yalnızca kişinin eski ilişki düzeninden farklı davrandığını gösterir.

Sınır, karşı tarafı cezalandırmak değil; kişinin nerede başlayıp nerede bittiğini açıkça ifade etmektir.

İlişki Bittiğinde Neden Kendimi Boşlukta Hissediyorum?

Ayrılık yalnızca partnerin kaybı değildir. Kişi ilişki boyunca arkadaşlıklarını, rutinlerini, hedeflerini ve kişisel ilgi alanlarını geri plana attıysa kendi yaşam düzenini de kaybetmiş gibi hissedebilir.

Bu nedenle ayrılık sonrasında yaşanan boşluk bazen “Onu kaybettim” kadar “Kendimden geriye ne kaldı?” sorusuyla ilgilidir.

İyileşme, eski partneri zihinden tamamen silmek değildir. Kişinin ilişki dışında da kim olduğunu, neleri sevdiğini ve hayatını hangi değerlerle sürdürmek istediğini yeniden hatırlamasıdır.

“İyileşmek, onu unutmak değildir. Onsuz da kendin olabildiğini yeniden hatırlamaktır.”

— Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL

İlişkide Kendinizi Kaybettiğinizi Gösteren İşaretler

bu örüntüyü daha yakından değerlendirmek yararlı olabilir.

Bu işaretlerden bir veya birkaçının bulunması tek başına psikolojik bir tanı anlamına gelmez. Önemli olan örüntünün ne kadar sık tekrarlandığı ve yaşamınızı ne ölçüde etkilediğidir.

Kendinizi Kaybetmeden İlişki Kurmak İçin Neler Yapılabilir?

1. Kendi İhtiyacınızı Adlandırın

Partnerinizin ne hissettiğini düşünmeden önce kendinize şunu sorun:

“Ben şu anda ne hissediyorum ve neye ihtiyaç duyuyorum?”

İhtiyacı fark etmek, karşı tarafı önemsizleştirmek değildir. İlişkiye kendinizi de dâhil etmektir.

2. Küçük Sınırlarla Başlayın

Sınır koymak için büyük bir çatışmayı beklemek gerekmez:

Sınırın ardından suçluluk hissedebilirsiniz. Amaç duygunun hiç ortaya çıkmaması değil, suçluluğa rağmen sağlıklı davranışı sürdürebilmektir.

3. İlişki Dışındaki Hayatınızı Koruyun

Arkadaşlıklar, mesleki hedefler, kişisel ilgi alanları ve yalnız geçirilen zaman ilişkinin rakibi değildir. Bunlar kişinin benlik duygusunu canlı tutar.

4. Karşılıklılığı Değerlendirin

Kendinize şu soruları sorun:

5. Yoğun Çekim ile Güvenli Yakınlığı Ayırın

Belirsizlik, özlem ve kaygı bazen tutku gibi hissedilebilir. Oysa güvenli bir ilişkide yalnızca heyecan değil; tutarlılık, açıklık, saygı ve duygusal erişilebilirlik de bulunur.

6. Düşüncelerinizi Kanıt Gibi Görmeyin

“Hayır dersem terk edilirim” veya “İhtiyacımı söylersem bencil olurum” düşünceleri güçlü olabilir; ancak güçlü hissedilmeleri doğru olduklarını kanıtlamaz.

7. Ayrılık Sonrasında “Ben” Alanını Yeniden Kurun

Küçük ve somut adımlar belirleyin:

Psikoterapi Sürecinde Neler Ele Alınabilir?

Psikoterapi sürecinde kişinin ilişki içinde kendisini kaybetmesine neden olan duygu, düşünce ve davranış örüntüleri birlikte değerlendirilebilir.

Süreçte şu alanlar ele alınabilir:

Şema terapi, bilişsel davranışçı terapi, kabul ve kararlılık terapisi ve uygun durumlarda travma odaklı yaklaşımlardan yararlanılabilir. Kullanılacak yöntem, kişinin ihtiyaçlarına ve yapılan bireysel değerlendirmeye göre belirlenir.

Kendinize Sorabileceğiniz Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

İlişkide kendini kaybetmek psikolojik bir hastalık mıdır?

Hayır. İlişkide kendini kaybetmek tek başına psikiyatrik bir tanı değildir. Bununla birlikte terk edilme korkusu, onay ihtiyacı, düşük öz değer, kaygı ve bazı şema örüntüleriyle ilişkili olabilir. Kişinin yaşadığı durum bireysel olarak değerlendirilmelidir.

Partnerimi çok düşünmem bağımlı olduğum anlamına gelir mi?

Her yoğun bağlılık bağımlılık değildir. Önemli olan kişinin kendi kararlarını verebilmesi, sınırlarını koruyabilmesi ve ilişki dışında da işlevsel bir yaşam sürdürebilmesidir.

Sağlıklı ilişkide fedakârlık olmamalı mıdır?

Sağlıklı ilişkilerde karşılıklı fedakârlık olabilir. Sorun, fedakârlığın sürekli tek taraftan gelmesi, korkuyla yapılması ve kişinin temel ihtiyaçlarını yok saymasına yol açmasıdır.

Sınır koymak ilişkiyi bozmaz mı?

Sınırlar bazı anlaşmazlıkları görünür hâle getirebilir; fakat sağlıklı bir ilişkinin sürdürülebilmesi için gereklidir. Bir ilişki yalnızca kişinin susması ve uyum göstermesi sayesinde devam ediyorsa asıl sorun sınır değil, ilişkinin kurulduğu dengedir.

Neden hep duygusal olarak mesafeli kişilere çekiliyorum?

Bu durum geçmiş ilişki deneyimleri, bağlanma örüntüleri, duygusal yoksunluk veya terk edilme şemalarıyla ilişkili olabilir. Tanıdık gelen ilişki biçimleri her zaman sağlıklı olmayabilir.

İlişki bittikten sonra kendimi nasıl yeniden bulabilirim?

Kişinin ilişki sırasında geri plana attığı arkadaşlıklarını, ilgi alanlarını, rutinlerini ve hedeflerini yeniden kurması yararlı olabilir. Ayrılık yasına alan açmakla birlikte bütün yaşamı eski partnerin etrafında tutmamak önemlidir.

İlişki sorunları şema terapi ile ele alınabilir mi?

Şema terapi yaklaşımında duygusal yoksunluk, terk edilme, kendini feda, boyun eğicilik, kusurluluk ve onay arayıcılık gibi ilişki örüntülerini etkileyebilen şemalar değerlendirilebilir.

Online psikoterapide ilişki sorunları çalışılabilir mi?

Uygun koşullar sağlandığında online psikoterapide ilişki örüntüleri, sınır koyma, onay ihtiyacı, ayrılık süreci ve duygusal güçlükler ele alınabilir. Online görüşmenin uygunluğu bireysel ihtiyaçlara göre değerlendirilir.

Sonuç

Bir ilişki içinde yakınlaşmak, kişinin kendisinden vazgeçmesini gerektirmez. Sağlıklı bağ; iki kişinin birbirine alan açarken kendi sınırlarını, değerlerini ve kimliğini koruyabilmesidir.

İlişkiyi kaybetmemek için sürekli susmak, uyum sağlamak ve daha çok çabalamak kısa vadede ayrılığı önlüyor gibi görünebilir. Ancak uzun vadede kişi ilişkide kalırken kendisinden uzaklaşabilir.

“Biz” olmak değerlidir; fakat sağlam bir “biz”, kendisini kaybetmemiş iki “ben” üzerine kurulabilir.

İlişkide ihtiyaçlarınızı ifade etmek, sınır koymak veya karşılıklılık beklemek bencillik değildir. Bunlar, kendinizi de ilişkinin eşit bir parçası kabul etmenin yollarıdır.

Sivas’ta yüz yüze, farklı şehirlerde ve yurt dışında yaşayan yetişkinler için online psikoterapi seçenekleri bulunmaktadır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Klinik değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez. Her bireyin yaşantısı, ilişki örüntüsü ve psikolojik süreci farklılık gösterebilir. Kendi durumunuza ilişkin değerlendirme için bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmanız önerilir.

Yazan: Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL

Yazar Hakkında : Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL

Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL, 18 yaş ve üzerindeki yetişkinlerle; ilişki sorunları, tekrar eden partner seçimleri, duygusal yoksunluk, terk edilme korkusu, onay ihtiyacı, sınır koyma güçlüğü, kaygı, depresif belirtiler, travmatik yaşantılar, stres, uyku ve yaşam kalitesi alanlarında çalışmalar yürütmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir