YAZILAR

Neden Yalnızca Yetişkinlerle Çalışıyorum? Yetişkin Psikoterapisinde Uzmanlaşma

Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL / Sivas

Uzmanlık, her soruya yanıt vermek değil; hangi alanda sorumluluk alacağını ve nerede duracağını bilmektir.

Çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemleri farklı psikolojik ihtiyaçlara sahiptir. Kullanılan değerlendirme biçimleri, görüşme dili ve çalışma yöntemleri de yaş dönemine göre değişir. Bu nedenle psikoterapi çalışmalarımı yalnızca 18 yaş ve üzerindeki yetişkinlerle sürdürüyorum.

Bu tercih, yetişkin psikolojisinde derinleşmeyi amaçlayan bilinçli bir mesleki sınırdır.

Yetişkinlerin Getirdiği Sorun Her Zaman Göründüğü Yerde Başlamaz

Yetişkinler psikolojik desteğe çoğu zaman günlük yaşamlarını zorlaştıran belirgin bir sorun nedeniyle başvurur:

  • “Kaygımı durduramıyorum.”
  • “İlişkim bittiği hâlde zihnimde hâlâ devam ediyor.”
  • “Hayır dediğimde yoğun bir suçluluk hissediyorum.”
  • “Neden hayatıma hep benzer insanları alıyorum?”
  • “Ne başarırsam başarayım kendimi yeterli göremiyorum.”

Ancak görünen sorun, psikolojik döngünün yalnızca son halkası olabilir.

Bugün yaşanan yoğun kaygıda hata yapma korkusu, belirsizliğe tahammülsüzlük veya kişinin kendi baş etme gücüne güvenememesi öne çıkabilir. Bir ilişkiden kopamamanın altında ise yalnız kalma korkusu, yeniden seçilme umudu ya da kişinin o ilişkide hissettiği değerli hâlini kaybetmesi bulunabilir.

Bu nedenle yetişkin psikoterapisinde yalnızca “Şu anda ne yaşıyorsunuz?” sorusuna değil, “Bu durum sizin için ne anlama geliyor ve neden tekrar ediyor?” sorusuna da odaklanmak gerekir.

Yetişkinlerle Çalışmak Bana Ne Öğretti?

Yetişkinlerle yürüttüğüm çalışmaların bana gösterdiği en önemli gerçek, aynı şikâyetin her insanda aynı anlama gelmediğidir.

İki kişi de “kaygılıyım” diyebilir. Ancak bir kişinin kaygısında kontrol ihtiyacı öne çıkarken, başka bir kişide reddedilme korkusu, geçmiş yaşantıların etkileri veya yetersizlik inancı daha belirleyici olabilir.

İki kişi de sınır koymakta zorlanabilir. Biri çatışmadan kaçınmak, diğeri sevilmeyi kaybetmemek, bir başkası ise insanların duygularından kendisini sorumlu tuttuğu için sürekli “evet” diyebilir.

Belirti ortak olabilir; ancak belirtinin taşıdığı anlam ve onu sürdüren psikolojik döngü kişiye özgüdür.

Çünkü deneyim yalnızca daha fazla insanla görüşmek değildir. Birbirine benzeyen anlatıların arkasındaki farklı psikolojik ihtiyaçları ayırt edebilmektir.

Neden Çocuk ve Ergenlerle Çalışmıyorum?

Çocuk ve ergenlerle yürütülen psikolojik çalışmalar; gelişimsel özelliklerin, aile ilişkilerinin, okul ortamının ve ebeveyn katılımının birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Görüşme biçimleri ve kullanılan yöntemler de yetişkinlerle yürütülen süreçlerden önemli ölçüde farklılaşır.

Bu nedenle her yaş grubuna hizmet vermeye çalışmak yerine eğitimimi, mesleki odağımı ve kullandığım yöntemleri yetişkinlerin yaşadığı sorunlar üzerinde yoğunlaştırmayı tercih ediyorum.

Çalışma alanımın dışında kalan bir başvuru olduğunda kişiyi ilgili alanda çalışan bir meslektaşıma yönlendirmeyi etik ve mesleki bir sorumluluk olarak görüyorum.

Bir uzmanın güvenilirliği yalnızca hangi konularda çalıştığıyla değil, hangi durumlarda çalışmaması gerektiğini bilmesiyle de anlaşılır.

Bu Tercihin Arkasında Hangi Mesleki Deneyimler Bulunuyor?

Yetişkinlerle çalışma tercihim yalnızca kişisel ilgime dayanmıyor.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Psikiyatri Servisindeki stajım, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde askerî psikolog ve Rehberlik ve Danışma Merkezi subayı olarak yürüttüğüm çalışmalar, Psikoloji ve Klinik Psikoloji alanlarındaki yüksek lisans eğitimlerim ve yetişkinlerle gerçekleştirdiğim psikoterapi görüşmeleri bu tercihin mesleki temelini oluşturuyor.

Çalışmalarımda danışanın ihtiyacına göre Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, EMDR ve Kabul ve Kararlılık Terapisi gibi bilimsel temellere dayanan yaklaşımlardan yararlanıyorum.

Buradaki amaç danışanı belirli bir terapi modeline uydurmak değildir. Kullanılacak yaklaşımın kişinin yaşam öyküsüne, yaşadığı soruna, beklentilerine ve değişimi zorlaştıran psikolojik döngülere göre yapılandırılması gerekir.

Yetişkinlerle Hangi Konularda Çalışıyorum?

Sivas’ta yüz yüze, farklı şehirlerden başvuran danışanlarla ise çevrim içi görüşmelerde yalnızca 18 yaş ve üzerindeki yetişkinlerle çalışıyorum. Çalışma alanlarım dört temel başlıkta toplanmaktadır:

Duygudurum ve kaygı

Anksiyete, yoğun endişe, depresif duygudurum, yetersizlik düşünceleri, değersizlik hissi ve yoğun öz eleştiri.

İlişkiler ve bağlanma

İlişkilerde tekrarlayan sorunlar, ayrılık sonrasında kopamama, terk edilme korkusu, onay arayışı ve kendini feda etme.

Sınırlar ve öz saygı

Hayır diyememe, sınır koyma güçlüğü, başkalarının ihtiyaçlarını sürekli kendi ihtiyaçlarının önüne alma ve sınır koyduktan sonra yaşanan suçluluk.

Travma, stres ve yaşam kalitesi

Geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimlerin bugünkü etkileri, stres, uyku problemleri ve tekrarlayan düşünce veya davranış döngüleri.

Bu sorunlar çoğu zaman birbirinden tamamen bağımsız değildir. Örneğin kişinin kendisini sürekli feda etmesi yalnızca yardımsever olmasıyla açıklanamayabilir. Reddedilme korkusu, çatışmadan kaçınma veya başkalarının duygularından kendisini sorumlu hissetme bu davranışın sürmesine katkıda bulunabilir.

Psikoterapide amaç yalnızca kişinin ne yaptığını değiştirmek değil, neden başka türlü davranmakta zorlandığını da anlayabilmektir.

İlk Görüşmelerde Nasıl İlerliyorum?

İlk görüşmelerde amaç yalnızca yaşanan sorunu dinlemek değil, danışanla birlikte sürecin haritasını çıkarmaktır.

Bu aşamada şu sorular üzerinde durulur:

  1. Yaşanan temel güçlük kişinin günlük yaşamını ve ilişkilerini nasıl etkiliyor?
  2. Sorun hangi durumlarda ortaya çıkıyor, artıyor veya azalıyor?
  3. Kişi daha önce hangi çözüm yollarını denedi?
  4. Değişimi zorlaştıran düşünce ve davranışlar neler?
  5. Danışan süreçte nasıl bir destek bekliyor?
  6. Onu değişim konusunda ne motive ediyor, motivasyonunu ne azaltıyor?
  7. Süreç ilerlediğinde hayatında neyin farklı olmasını istiyor?

Her insanın ihtiyacı farklıdır. Bir danışana iyi gelen yaklaşım, başka bir danışanın ihtiyacına uygun olmayabilir. Bu nedenle çalışma hedefleri danışanla birlikte belirlenir ve süreç kişiye göre yapılandırılır.

Kimler Başvurabilir?

On sekiz yaş ve üzerindeyseniz; yaşadığınız sorunun yalnızca görünen belirtilerini değil, bu sorunu besleyen düşünsel, duygusal ve ilişkisel döngüleri de anlamak istiyorsanız başvurabilirsiniz.

Görüşmeler Sivas’ta yüz yüze, farklı şehirlerden başvuran danışanlarla ise çevrim içi olarak gerçekleştirilmektedir. İlk değerlendirmede ihtiyaçlarınız, görüşmeden beklentiniz ve birlikte çalışmanın sizin için uygun olup olmadığı ele alınır.

Yalnızca yetişkinlerle çalışmak benim için bir tanıtım cümlesi değil; hangi alanda uzmanlaştığımı ve hangi danışan grubuyla çalıştığımı açıklayan bilinçli bir mesleki sınırdır.

Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL
Sivas – Yetişkin Psikoterapisi ve Çevrim İçi Görüşmeler

Bu içerik bilgilendirme ve farkındalık kazandırma amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.

Paylaş:

Diğer Yazılar

İlişkide Kendimi Neden Kaybediyorum?

Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin bütün farklılıklarını ortadan kaldırarak tek kişiye dönüşmesi değildir. Yakınlık kurarken kişinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını, değerlerini ve sosyal yaşamını koruyabilmesi gerekir.

Bazı kişiler ilişki devam etsin diye kendi isteklerini geri plana atabilir, partnerinin duygularını düzenlemeyi görev edinebilir ve çatışmadan kaçınmak için sürekli uyum gösterebilir. Kısa vadede bu tutum ilişkiyi koruyor gibi görünse de uzun vadede yorgunluk, kırgınlık, değersizlik ve yalnızlık yaratabilir.

Şema terapi açısından bu örüntü; kendini feda, boyun eğicilik, duygusal yoksunluk, terk edilme, kusurluluk ve onay arayıcılık şemalarıyla ilişkili olabilir.

“Ayrılık acısının en önemli nedenlerinden biri, birçok insanın ilişki içinde zamanla ‘biz’ olabilmek uğruna ‘ben’ olmaktan uzaklaşmasıdır. ‘Biz’ dağıldığında ise geriye sığınılacak güçlü bir ‘ben’ kalmayabilir.”

— Uzman Klinik Psikolog Mert ADİL

Devamı »

Hayır Dediğimde Neden Suçlu Hissediyorum?

Hayır demeyi zorlaştıran şey çoğu zaman doğru cümleyi bilmemek değil; reddetmenin ardından hissedilecek suçluluğa, karşı tarafın hayal kırıklığına ve olası çatışmaya dayanamama korkusudur. Kişi istemediği hâlde “evet” diyerek kısa süreli rahatlar; ancak zamanla kendi ihtiyaçlarını ihmal eder, yorulur ve öfke biriktirir.

Bu durum şema terapi açısından özellikle kendini feda, boyun eğicilik ve onay arayıcılık örüntüleriyle ilişkili olabilir. Sağlıklı sınır koymak her talebi reddetmek değil; kişinin kapasitesini ve ihtiyaçlarını hesaba katarak özgürce seçim yapabilmesidir.

Değişimin amacı suçluluğu tamamen ortadan kaldırmak değil, suçluluk hissedilse bile saygılı ve açık sınırı koruyabilmektir. Kısa sınır cümleleri kullanmak, gereksiz açıklama ve özürlerden kaçınmak, düşük riskli durumlarda küçük “hayır” deneyleri yapmak bu beceriyi geliştirebilir.

Ana fikir: Suçluluk her zaman yanlış davrandığınızın kanıtı değildir; bazen yalnızca alıştığınız fedakâr rolden çıktığınızın işaretidir.

Devamı »

Kaygıyı Artıran Görünmez Baskı: Geleceği Kontrol Etme İhtiyacı

Kaygı, insanı olası tehlikelere karşı hazırlayan doğal bir duygudur. Ancak zihin hazırlanmakla her ihtimali kontrol etmeyi birbirine karıştırdığında düşünme süreci çözüm üretmekten uzaklaşabilir.

Kişi “Biraz daha düşünürsem rahatlayacağım” diyerek aynı ihtimalleri tekrar tekrar değerlendirebilir. Fakat hayatın önemli alanlarında tam kesinlik mümkün olmadığı için aranan güven hiçbir zaman yeterli gelmeyebilir. Böylece düşünmek kaygıyı çözmenin değil, kaygıyı sürdürmenin bir parçasına dönüşebilir.

Kaygıyla baş etmek, gelecekte ne olacağını tamamen bilmek değil; bilmediğimiz durumlarda da kendimizi taşıyabileceğimize güvenebilmektir.

“Kaygı, gelecekte olacaklardan korkmak değildir; geleceği kontrol edemeyeceğini kabul edememektir.”
— Uzman Psikolog Mert ADİL

Devamı »