YAZILAR

Neden Herkesin Yanında Kendimi Yalnız Hissediyorum?

Uzman Psikolog Mert ADİL / Sivas

Pek çok kişi bu konuda benzer sorular sormaktadır:

  • İçimdeki bu derin boşluk ve yalnızlık hissi neden hiç geçmiyor?
  • Neden her şeyim tam olsa bile içimde hep bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum?
  • Sevgi ve ilgi istemek bir zayıflık mıdır? Neden birinden ilgi beklerken utanıyorum?
  • İnsanlar beni neden hiç anlamıyor?
  • Neden ilişkilerimde hep duygusal olarak soğuk ve mesafeli insanları seçiyorum?
  • Partnerime içimi açtığımda neden duvarla konuşuyormuş gibi hissediyorum?
  • Çevremde çok insan olmasına rağmen neden kendimi hep yapayalnız hissediyorum?
  • Birinin beni gerçekten sevdiğini ve değer verdiğini nasıl anlarım? Buna neden bir türlü inanamıyorum?

Bu yazıda, bu soruların olası şema terapi çerçevesindeki karşılıkları ele alınmaktadır.

Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir?

Şema terapi yaklaşımına göre, çocukluk döneminde bazı temel duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmamış olması, yetişkinlikte belirli düşünce ve algı kalıplarının (şemaların) oluşmasına zemin hazırlayabilir. “Duygusal Yoksunluk” şeması da bunlardan biri olarak tanımlanabilir.

Bu şemanın olası kökeninde, çocuğun şu üç temel ihtiyaç alanından birinde ya da birkaçında yeterli karşılık bulamamış olması yer alabilir:

  • Şefkat ve sıcaklık ihtiyacı: Sevildiğini, değer gördüğünü hissetme
  • Empati ve anlaşılma ihtiyacı: Duygularının fark edilmesi, dinlenmesi
  • Rehberlik ve koruma ihtiyacı: Yönlendirilme, güvende hissetme

Burada altını çizmek gerekir ki bu durum, ebeveynlerin kasıtlı olarak ihmalkâr davrandığı anlamına gelmez. Çoğu zaman, fark edilmeyen, adı konulmayan, iyi niyetli fakat yetersiz kalmış bir etkileşim biçimi söz konusu olabilir.

Yetişkinlikte Nasıl Görünebilir?

Duygusal Yoksunluk şeması, kişinin ilişkilerinde ve iç dünyasında çeşitli biçimlerde kendini gösterebilir:

Yakın ilişkilerde “tam olarak anlaşılmama” hissi. Partner, arkadaş ya da aile üyeleriyle kurulan ilişkilerde, dışarıdan yeterli görünse bile içeride bir eksiklik hissi devam edebilir. Sevgi ve ilgi talep etmek bazen “yük olma” ya da “muhtaç görünme” korkusuyla bastırılabilir.

Duygusal ihtiyaçları ifade etmekte güçlük. Kişi, “nasılsa kimse gerçekten anlamayacak” ya da “istesem de fark ettiremem” gibi örtük bir beklentiyle, ihtiyaçlarını dile getirmekten kaçınabilir. İlgi istemek bazen bir zayıflık gibi algılanabilir; bu da kişiyi ihtiyaçlarını gizlemeye yöneltebilir.

Başkalarının ihtiyaçlarına duyarlı olup kendi ihtiyacını tanımlayamama. Bu şemayı taşıyan kişiler sıklıkla çevrelerindeki insanların duygusal durumlarını çok iyi okuyabilirken, kendi ihtiyaçlarını fark etmekte ya da adlandırmakta zorlanabilir.

Kalabalıkta bile süregelen bir iç yalnızlık. Sosyal etkileşim miktarı ile hissedilen bağlanma düzeyi arasında bir tutarsızlık yaşanabilir.

Şema Kimyası: Neden Mesafeli Partnerlere Yöneliyoruz?

Duygusal Yoksunluk şemasını taşıyan kişilerde sıkça karşılaşılan bir örüntü, “şema kimyası” olarak adlandırılan dinamiktir. Bu kavram, zihnin güvenli ve erişilebilir kişileri değil, tanıdık gelen ilişki dinamiklerini çekici bulma eğilimini ifade eder.

Çocuklukta duygusal olarak ulaşılamayan, mesafeli ya da tutarsız bir ebeveyn figürüyle büyümüş bir kişi, yetişkinlikte de benzer şekilde duygusal olarak mesafeli, ilgisini kazanmanın zor olduğu partnerlere yönelebilir. Bunun nedeni bilinçli bir tercih değildir; zihin, “tanıdık” olanı güvenli sanma eğilimindedir. Bu da şu paradoksu doğurabilir:

  • Kolayca ilgi ve şefkat gösteren kişiler bazen “sıkıcı” ya da “heyecansız” hissedilebilir
  • Duygusal olarak ulaşılması zor kişiler ise tanıdık geldiği için çekici bulunabilir
  • İlişki içinde “onun ilgisini kazanmaya çalışmak”, eski bir çocukluk mücadelesinin tekrarı gibi işleyebilir

Partnerle kurulan iletişimde “duvarla konuşuyormuş gibi hissetme” deneyimi de bu dinamiğin bir parçası olabilir — kişi, çocukluğunda alışık olduğu duygusal mesafeyi, yetişkinlikte de bilmeden yeniden kurma eğiliminde olabilir.

“Kimse İlgilenmiyor” mu, Yoksa Algı Filtresi mi?

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak faydalı olabilir: Duygusal Yoksunluk şemasını taşıyan bir kişi, aslında ilgi ve şefkat gösteren insanların bu davranışlarını da “yeterli değil” ya da “gerçek değil” olarak algılayabilir. Birinin kendisini gerçekten sevip sevmediğine dair sürekli bir şüphe duyabilir; sevildiğine dair kanıtlar sunulsa bile bu kanıtlara tam olarak inanmakta zorlanabilir.

Yani mesele her zaman çevredeki insanların ilgisizliğinde değil, bazen erken dönemde şekillenmiş bir algı ve beklenti kalıbında yatıyor olabilir. Bu, kişinin “abartıyor” ya da “şükretmesi gerekiyor” anlamına gelmez. Şemalar, bilinçli tercihler değil, genellikle farkında olunmadan işleyen otomatik yorumlama biçimleridir.

Farkındalık ve Değişim Süreci

Şema terapi yaklaşımında amaç, kişinin bu şemayı ve şemanın kökenini tanıması, bugünkü ilişkilerinde bu kalıbı nasıl tekrar ürettiğini fark etmesi ve zamanla daha sağlıklı duygusal karşılıklılık biçimleri geliştirmesidir. Bu süreçte sıklıkla şu alanlara odaklanılabilir:

  • Şemanın kökenine dair farkındalık kazanma
  • Günlük ilişkilerde şemanın nasıl tetiklendiğini fark etme (özellikle partner seçimlerinde)
  • İhtiyaçları tanımlama ve ifade etme becerisini geliştirme
  • Yakın ilişkilerde daha dengeli bir karşılıklılık kurma

Bu değişim süreci doğrusal ilerlemeyebilir ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Danışmanlık sürecinde ele alınan yöntemler ve süre, bireyin geçmişine ve mevcut yaşam koşullarına göre değişkenlik gösterebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İçimdeki bu boşluk ve yalnızlık hissi neden hiç geçmiyor? Bu his, dış koşullardan bağımsız işleyen, erken dönemde şekillenmiş bir algı kalıbından kaynaklanıyor olabilir. Bu nedenle koşullar değişse de (yeni ilişki, yeni çevre) his kendini tekrar edebilir; farkındalık ve süreç çalışmasıyla zamanla değişebilir.

Sevgi ve ilgi istemek bir zayıflık mıdır? Hayır. Duygusal ihtiyaçları ifade etmek doğal bir insani gereksinimdir. Bu talebin “zayıflık” olarak algılanması, genellikle erken dönemde öğrenilmiş bir inanç biçimidir; gerçekliği yansıtmayabilir.

Neden hep duygusal olarak mesafeli insanları seçiyorum? Bu örüntü “şema kimyası” ile ilişkilendirilebilir — zihin, güvenli olanı değil tanıdık olanı çekici bulma eğiliminde olabilir. Bu bilinçli bir tercih değil, çoğunlukla farkında olunmayan bir çekim biçimidir.

Bu bir teşhis midir? Hayır, Duygusal Yoksunluk bir şema terapi kavramıdır; klinik bir teşhis değildir. Kişinin belirli düşünce ve ilişki kalıplarını anlamlandırmasına yardımcı olabilecek bir çerçevedir.

Bu şema kalıcı mıdır, değişebilir mi? Şemalar sabit yapılar değildir. Farkındalık ve danışmanlık süreciyle zamanla değişebilir; ancak bu, bireysel farklılıklar gösteren bir süreçtir.

Sivas’ta şema terapi yaklaşımıyla çalışan psikolog var mı? Evet, Sivas’ta şema terapi alanında çalışan psikologlar bulunmaktadır. Şema terapi, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de giderek yaygınlaşan, bilişsel davranışçı temelli bütünleyici bir yaklaşımdır.

Sivas’ta Duygusal Yoksunluk şeması üzerine çalışan bir psikolog bulabilir miyim? Duygusal Yoksunluk, şema terapi alanında çalışan psikologların değerlendirme ve danışmanlık sürecinde ele alabildiği şemalardan biridir. Sivas’ta bu alanda hizmet veren psikologlara ulaşmak için güncel çevrimiçi kaynaklar üzerinden araştırma yapılabilir veya psikoloğunuzu arayıp telefonda bilgi alabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, herhangi bir tanı içermez ve bireysel değerlendirme yerine geçmez. Kendi durumunuza dair değerlendirme için bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmanız önerilir.

Paylaş:

Diğer Yazılar